Yeni Bir Yıl

E-posta Yazdır

Yeni bir yıl ve ömür sermayesinden harcanan  koca bir zaman….   

İnsanoğluna bahşedilmiş  en büyük nimetler içinde, ruh ve beden sağlığından sonra en önde gelen, ömür sermayesi olsa gerek.   Her saniyesi hiç aksamadan geçip giden, tekrarı olmayan, başkasından ödünç alınamayan, biriktirilemeyen ve azlığından yakındığımız bir kaynak…

Bütün bunlarla birlikte ne kadar da hoyratça kullanılan, ne kadar çok israf edilen bir nimettir zaman…

Bütün bir geceyi uykuda geçirmekle, yeme, içme ve gezmeyi lüzumundan fazla uzatmakla, namazı ve abdesti bekliyor mazeretine sığınarak aralıkları harcamakla, evlerimizin en mutena köşesinde kendine yer verdiğimiz denilen vakit harcama makinelerine bir tür esaret zinciri ile bağlanmakla ve daha nice boş, abes, mâlâyani  medeniyet fantezileriyle heder edilen zaman…

Yılbaşı geceleri ömür sermayesini heba etmekten ziyade,  devletlerin de desteğiyle toplumsal isyana dönüşen vakitler oluverdiler.’ İnsanlar yılbaşında neden eğlenir ki, her yılbaşı yaşlanmanın bir göstergesi, her yılbaşı ölüme yaklaşmak için bir adım değil mi? İnsanların bu kadar sevinmesini, eğlenmesini gerektirecek ne özellik var ki bu yılbaşında? Yoksa insanlar bedbaht geçirilen bir senenin muhasebesini yapamadıkları için, bunu kendilerine unutturmak arzusu ile mi böyle kendilerinden geçiyorlar acaba?..

Noel diye adlandırılan kumar, fuhuş, azgınlık her türlü rezaletin yaşandığı bu gece, Hıristiyan batı aracılığı ile toplumumuza dayatılan bir isyandır.Zaten yılbaşı bizim için miladi takvime göre yılın başı olmaktan öteye bir anlam ifade etmemelidir.Bir  Müslüman’ın Mecusilerine benzemesine sebep olduğundan dolayı  güneş doğduğu ve battığı anda namaz kılmasına müsaade etmeyen İslam,  böyle batıl bir kutlamada  Hıristiyanlara benzemesine cevaz verir mi hiç!

Her geçen yılda nerdeyse tüm firmalar,  o dönem içinde yapmış oldukları işlerin kârını zararı hesaplayıp ona göre işlerini düzenlerler. Acaba kaçımız kendi kişisel bilançosunu zaman kıstası açısından değerlendirme gereği duyuyor?  Gelin bu gece başımızı yastığa koyarken yastığı dinlemek yerine kalbimizin ve vicdanımızın sesini dinleyelim. Hele bir düşünelim Rabbimiz; “Ben senle iken ya sen kimleydin” buyurduğunda o boyun büküklüğüyle vereceğimiz cevabı bir düşünelim…

Bakalım vicdanımız, neler fısıldayacak kulağımıza…

Yakup Ocak

 

Yorumlar  

 
+2 #1 Bir garip bencileyin 2009-12-31 18:11
Kalemine sağlık..

Düşündürücü, akıcı ve derli toplu bir yazı olmuş...

Tebrikler ve Teşekkürler..
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

GÜNDEMDEN

Habur'da kazılar başladı
article thumbnail Şırnak'ın Silopi İlçesi'nden Irak'a açılan Habur Sınır Kapısı'nda bugün Güneydoğu'da güvenlik güçlerine yıllarca tercümanlık yapan Yıldırım Beğler'in açıklamalarının...

TARİHTEN

Arnavutluk
article thumbnail Mevla teala’nın üzerimizdeki ni’metlerini anlamamız için, şu kısa dünya hayatında büyük işleri beceren ecdadımızın evladu ahfadı olarak onların üç kıtadaki mirasının...

KİŞİSEL EĞİTİM

Çok Derin kitap
article thumbnailEski arkadaşlarından biri, İsmail Habip Sevük'e rastladığında, torunlarından birini övmeye başlayarak: - İnanamazsm arkadaş, demiş. Böyle zeki bir çocuk görüı­memiş. Öyle derin...